Bruce Perens - Açık Kaynağın Durumu Mesajı: Açık Kaynak İçin Yeni Bir On Yıl
PardusWiki, özgür ansiklopedi
Özgün belge: State of Open Source Message: A New Decade For Open Source (Bruce Perens)
[değiştir] Açık Kaynağın Durumu Mesajı: Açık Kaynak İçin Yeni Bir On Yıl
Basın İletişim: Bruce Perens, e-posta bruce
perens.com, telefon 510-984-1055 California (mesai saatlerinde). Bu işi veya içinden yapacağınız alıntıları yayınlayabilirsiniz, ancak aldığınız kısmı yazarı Bruce Perens'e atfetmelisiniz. Çevrimiçi ortamda olursa bu belgenin aslına bir bağ konmalıdır. Gerektiği taktirde, sunum veya benzeri amaçla belgeyi yeniden biçimlendirebilir veya çevirebilirsiniz, ama fikirlerimin burada sunulandan farklı olduğu izlenimini uyandıracak şekilde değiştiremezsiniz.
Çeviriler: Fransızca
9 Şubat 1998'de, Açık Kaynağın Tanımını ve Eric Raymond ve benim başlattığımız Açık Kaynak Teşebbüsünün duyurusunu yayınladım. Kamu Açık Kaynakın ne olduğunu ilk defa o zaman duydu. 8 Şubat Cuma Açık Kaynak'ın Sıfırıncı On Yılının son günü idi. 9 Şubat Cumartesi ise Açık Kaynak'ın yıl dönümü ve Birinci On Yılın başlangıcı. Bu bilgisayar uzmanlarına has bir şey. Biz saymaya hep sıfırdan başlarız :-)
Elbette, Açık Kaynak kampanyamızı inşa ederken, bir devin omuzları üzerinde duruyorduk. 1980'lerin başından başlayarak, Richard Stallman Özgür Yazılım felsefesi ve GNU Sistemini yaratarak öncülük etmişti, ki bu, özellikle Linux çekirdeğiyle birleştirildiğinde, yazılımın çalışma şeklini sonsuza kadar değiştirdi.
Bu da beni ilk hatamıza getiriyor: bir süre için, Açık Kaynak taraftarlığı ve Özgür Yazılım taraftarlığı arasında bir ayrılık vardı. Niyetim her zaman Açık Kaynağın Özgür Yazılım hakkında konuşmanın iş dünyasındaki insanları hedefleyen diğer bir yolu olması idi, ve bunun zamanla Richard Stallman'ın söylediklerini daha iyi anlamalarını sağlayacağını umuyordum. Bu gerçekleşti, ve umarım öyle olmasını sağlamaya devam edersiniz. FSF'nin (Free Software Foundation - Özgür Yazılım Vakfı, ç.n.) işinin öneminin şirketlerin en büyükleri tarafından dikkate alındığını anlamak için GPL (General Public License - Genel Kamu Lisansı, ç.n.) 3 komitelerine olan ilgiyi görmek yeterliydi.
1998'de bu fenomenin ne kadar ileri gideceğini sormuş olsaydınız, tahminim bugünkü başarısını elde edeceğine yakın bile olmazdı. Birinci on yıla girerken, Özgür Yazılım / Açık Kaynak ana görüşlerden biri. Gerçekten de, pek çok iş yazılımı kategorisinde lider durumdayız.
En yaygın nüfuzumuz iş sunucuları ve gömülü sistemler oldu. Bugünlerde, Açık Kaynağın kullanımıyla ilgili iki görüş var: yönetiminin Açık Kaynağa ne kadar bağımlı olduğunun farkında olanlar, ve patronun henüz haberdar olmadıkları.
Buna karşın, kullanıcı masaüstü sistemlerinde, Apple'nin MacOS'unun büyük kısmını ve Microsoft Windows'un kritik öneme sahip bazı öğelerini Özgür Yazılımın sağlamasını saymazsak, istediğimiz nüfuzu elde edemedik. İki şirket de bizimle yaşayabilmek için stratejiler geliştirmek zorunda kaldı, bazıları diğerlerinden daha az rahat olsa bile. Bugün yazılımın değerinin masaüstünden ağa kaydığına şahit oluyoruz, ki biz bu alanda zaten sağlam bir yere sahibiz. Bu bireysel kullanıcıların elindeki sistemlerde Açık Kaynağın yaygınlaşmasına yalnızca yardımcı olabilir.
Red Hat'ın ilk halka açılması ile başlayan ve yakın zamanda da MySQL'nin varolmasından 7 yıl sonra 1,1 milyar dolara satın alınması ile devam eden bir fenomen oluştu: Açık Kaynak şirketlerin değer yaratması fenomeni. Ama Açık Kaynağı şirketlerine göre değerlendirenleri uyarmalıyım: fenomenin en önemli kısmını kaçırıyorsunuz. Bugünkü pek çok özgür yazılım kullanıcıları tarafından ve kullanıcıları için oluşturuluyor. Bugün Açık Kaynak geliştirme için yapılan ödemenin en büyük kısmı MySQL'inki gibi kâr merkezli olanlar yerine, ister şirket olsun, ister kuruluş, isterse birey, tutar merkezli bilişim teknolojileri kullanıcılarının bütçelerinden geliyor. Açık Kaynak geliştirmede yer alarak, kullanıcılar işlerinin gelişimini mümkün kılan teknoloji ve altyapının geliştirilmesinin tutarını ve riskini dağıtıyorlar. Gelir merkezleri yazılım satışlarına değil başka işlere bağlı. Onları bulmak için şirketlere değil topluluklara bakmalısınız.
Yakın zamanda başlayan bir fenomen ise hükümet yetkililerinin Özgür Yazılımla ilgili konferanslarda görünmeye başlaması oldu. Son zamanlarda, benim konuşma sıram bakandan sonra gelir oldu, ve her zaman Açık Kaynakla ilgili hükümetin ulusu ilgilendiren bir hamlesini anons eder oldular. Tamam, Amerika Birleşik Devletleri dışında çok konuşma yapıyorum, ama ABD'de bile ana yüklenicinin Boeing olduğu 200 milyar dolarlık bir savunma projesinde Linux'u (ve muhtemelen GNU sistemini) görüyoruz. Artık hiçkimse sahipli yazılım endüstrisinden özür dilemiyor. Gerçekten de, yazılım endüstrisinin öyle kabul gören bir parçası olduk ki, pek çok sahipli yazılım üreticisi geliştirme aşamasında Açık Kaynağı kullanıyor veya ürünlerini Açık Kaynakla çalışabilir şekilde hazırlıyor, ve pek çoğu ürünlerinde Açık Kaynak kullanıyor. Sadece kalan birkaç çürük elma bizimle savaşma ihtiyacı hissediyor.
Biz yeniliklerin gerçekleşme şeklini değiştirdik. Yenilikler artık halka açık. Pek çok şirket, enstitü ve birey her gün, herkesin gözü önünde, Özgür Yazılım geliştirme toplulukları vasıtasıyla yeniliklerini paylaşıyor. Ürettikleri ürünler kendi alanlarında lider. Halka açık yenilikler avukat, dava ve lisanslamayla ilgili masrafları ortadan kaldırıyor. Fikirlerin mülk olarak dolaysız bir şekilde parasallaştırılarak pazarı bölmek yerin fikir üretme ve hayata geçirme işini tüm pazara yayarak üretken bir topluluk oluşturma üzerine odaklanıyor. Bu pek çok şirket için ekonomik bağlamda en etkili yol.
Önceki yazılarımda SCO'dan bahsetmiştim. SCO'nun işi bitti. Ondan kurtulduk. Ancak, SCO'nun sözlerinden toplulumuzda pek çok insan zarar gördü ve bu asla tazmin edilemez. Bay Ralph Yarro SCO'nun birşeyler kazanacağını sezerek aldığı SCO'nun hisse senetlerinden milyonlarca dolar kazandı. O hisse senetlerini tutmasına izin verildi. Dava, yasal mesuliyet, veya SEC (Securities and Exchange Commission, ABD'de tahvil borsasını teftiş eden resmî daire, ç.n.) soruşturması göremedim şu ana kadar. Dava sırasındaki yeminli ifadeyle de anlaşıldığı üzere SCO'nun finansal destekçisi olarak Microsoft'un bu işe dahil oluşunu da hesaba katmalıyız. Ve son olarak, SCO davasıyla ilgili iki intihar oldu: Val Noorda Kreidel, SCO kurucusu Ray Noorda'nın tek kızı ve Robert Penrose, SCO'yu elinde bulunduran Canopy Grubu'nun BT müdürü. Bu zavallı insanların yaşadığı baskıyı insan ancak tahmin edebilir.
Microsoft hâlâ bir problem, eski usül yazılım düşüncesinin kalesi, ve eski usül kirli şirket savaşlarının misali. Görünüşe bakılırsa mevcut stratejileri bizi parayla ve yakın zamanda da birkaç Linux dağıtımıyla patent anlaşması yaparak zehirlemek. Bu anlaşmalar bizim geliştiricilerimiz tarafından kullanılan yazılım lisanslarının ruhuna aykırı ve büyük ihtimalle de geliştiricileri işlerini katmaktan caydırmak için yapılmıştı. Aynı amaçla, Microsoft geçen yıl Novell'e Novell'in yıllık kazancından daha fazla para akıttı - aslına bakılırsa, Microsoft olmasaydı Novell'in yıllık kazancı ekside olacaktı.
Ama görünüşe göre Microsoft'un süregelen patent-tabanlı FUD (Fear-Uncertainty-Doubt - Korku-Emin olamama-Şüphe, ç.n.) denemeleri, tüm maliyetlerine rağmen, başarılı olamıyor. Anlaşmalarıyla üçüncü sıradaki Novell ve az sayıda kişinin hâlâ iş dünyasında olduğunu bildiği birkaç dağıtım dışında büyük balıkları yakalayamadılar. Bu şirketler müşterisi olan ve işlerine patent korkusu yöneltilmesi düşüncesinden nefret eden şirketleri kızdırdı. Açık Kaynak geliştiricileri (bazıları fazla hızlı affetmesine rağmen) onlara şüpheyle bakıyor.
Bundan başka, Microsoft'un nüfuzunun en gözle görülür etkisi bazı Açık Kaynak projelerini can yaktığı tartışmalı veya sadece ve sadece absürd yönlere göndermek oldu, aynı Novell'in Office Open XML konusundaki propagandacı projeleri gibi. Yine de, Microsoft'un elleri rahatlatıcı şekilde ağır görünüyor. OOXML standartları konusu etrafında çevirdikleri oy sandığı dolapları onlara ulusal standartlarla ilgili organizasyonlarda çok az sayıda arkadaş kazandırdı ve hükümetlerin normalde teknik adamlara bırakacakları konuya iyice bakmalarını sağladı.
Bazıları Microsoft'un Yahoo'yu alması olasılığını bir tehdit olarak görüyor. Şüphe yok ki bu Yahoo'nun Açık Kaynak topluluklarındaki ve yarı Açık Kaynak olan Zimbra gibi ürünlerdeki bazı bağlarını azaltabilir veya bozabilir. Ama "kaybedeni satın al" stratejisi Microsoft'un (bizim açımızdan) nahoş şekilde çok olan parasının büyük kısmını yok edebilir ve onları kaybedenle başbaşa bırakabilir. Microsoft'un içerik işi üzerindeki nüfuzunun artması DRM'nin (Digital Rights Management - Hakların Sayısal Yönetimi, ç.n.) sıradan web sayfalarına girmesi anlamına gelebilir. Güle güle "kaynağını görüntüle", güle güle ücret ödemeden yazdırma, ve güle güle Firefox, eğer Microsoft bu konuda başarılı olursa. Microsoft'un içerik pazarında başka oyunlar oynaması, meselâ müzik ve film şirketlerine para yatırması, beni şaşırtmaz.
Ama Microsoft yazılım patentlerinin Özgür Yazılım'ın yumuşak karnı olduğunu farketti. Bugün Açık Kaynak geliştiricilerine karşı varolan birkaç patent davası sayesinde bu daha da gözle görülür bir durumdadır. JMRI davası dikkate değerdir çünkü belirli bir Özgür Yazılım geliştiricisine karşı açılmış bir yazılım patenti davasıdır ve oldukça saldırgandır: bir Açık Kaynak geliştiricisinin işi - Java Model Ray Arayüzü ticarî bir ürüne (bir model ray kelebeğine) tümleştirilmiştir ve kelebeğin üreticisi işinin üzerinden para kazandığı Açık Kaynak geliştiricisine patent davası açmıştır. Eğer davasına ücretsiz bakan bir avukat olmasaydı, geliştirici savunmasız olacaktı. Ayrıca gönüllü avukat sayısının ve Açık Kaynak geliştiricileri için olan savunma fonlarının çok kısıtlı olduğunu da belirtmeliyiz.
JMRI'nin geliştiricisi kelebek üreticisine lisansını ihlâl ettiği için temyiz davası açtı. Geliştiricinin oldukça zayıf Sanatsal lisansı (Artistic license) kullanması ve bu lisansa bakarak karar veren ilginç bir mahkeme onun temyiz davasını zayıflattı. Daha hâlâ mahkemede. JRMI geliştiricisi o zamandan beri LGPL'ye geçti. Onun başına gelenler diğer geliştiriciler için bir uyarı niteliğinde: etkili kılabilmek ve sizi yazılım patent sahiplerinden korumak için mümkün olan en kuvvetli yasal dili kullanan bir lisansa ihtiyacınız var, ki nahoş davranan şirketler size de aynı oyunu oynayamasın. Avukatınıza sorun, ama benim kanaatim LGPLv2 ve GPLv3'ün bulabileceğiniz en kuvvetli lisanslar olduğu yönünde, çünkü onlar düzinelerce büyük şirketin avukatları, meşhur Bay Moglen ve onun Yazılım Özgürlüğü Hukuk Merkezi'ndeki (Software Freedom Law Center) avukatları tarafından gözden geçirildi.
Ayrıca JBoss'un bir bileşeni hakkında (davalı taraf Red Hat), ve e-posta aktarımlarına virüs kontrolünü bütünleştirdiği için ClamAV anti-virus yazılımı (davalı taraf Barracuda [tümlev devresi]).
Bu noktada yazılım patentlemenin kötülüklerini tekrar saymama gerek yok. O hikaye güzelce anlatıldı zaten. Ama yazılım patentlerinin tehdidi altındanin sadece Açık Kaynak olmadığını belirtmek gerek. Küçük ve orta ölçekli her türlü işletme - 1000'den az çalışanı olan her işletme - risk altında, ve bu konuda Açık Kaynak ile aynı durumda. Ama küçük ve orta ölçekli işletmeler bu konuda yeterince eğitilmedi. Artık bu değişmeli.
Bu güne kadar, benim gibi Açık Kaynak taraftarları bu problem hakkında Açık Kaynak olmayan işletmelerle konuşacak doğru kişiler olmadı, çünkü sahipli yazılım işletmeleri, içerik işletmeleri, özetle çoğu işletme tarafından "dışarıdakiler" olarak görüldük, Artık durum böyle değil. Artık onların topluluğunun bir parçasıyız. Ve bu yüzden şu ana kadar savunulamaz olan bir problemle uğraşacak konumdayız: yazılım patentlemeyi kalesinde, Amerika Birleşik Devletleri'nde politik süreçlerle alaşağı etme çabası.
Yazılım patentleriyle ilgili olarak birkaç farklı çaba süregeliyor:
Linux Vakfı A.B.D. Patent Dairesi ile olasılıkla sadece uygulandıkları patentleri güçlendirebilecek bir "paten kalitesi teşebbüsü" yürütüyor. Linux Vakfı'nın yönlendirme kurulu en büyük şirketlerden, dünyanın geri kalanı kaybederken mevcut sistemden kazanç elde etmeyi amaçlayan şirketlerden oluşuyor. Vakıf pek çok alanda bizim için çok faydalı işler yapsa da, yazılım patenti mevzusunu çözmek için uygulanması gereken radikal reform gündemlerine geldiğinde büyük şirket üyelikleriyle ciddi bir çelişki yaşayacaklardır.
Free Software Foundation (Özgür Yazılım Vakfı, ç.n.) yazılım patentleme nedeniyle canları yanan işletmelerin hikayelerini anlatma ve yazılım patentleme kanununun değiştirilmesi için mahkemeye gitme üzerine çalışıyor. Mahkemelerle ilgili derdim şu ki, mahkemelerin yaptığını geri almak için tek ihtiyaç bir Kongre (Meclis, ç.n.) eylemi. Dolayısıyla, aynı zamanda yazılım patentleme ile ilgili büyük bir politik güç oluşturamadığımız sürece, davalar bu konuda yetersiz.
Yalnız Avrupalılar yazılım patentlerinin politik bir süreçle zorunlu kılınabilmesi beklentisini Avrupa genelinde geri çevirdiler. İngiltere paten ofisi tarafından yazılım patentlerinin yekten reddine izin vermeyen bir İngiltere mahkeme kararından ötürü çeşitli sıkıntılar yaşadılar. Avrupa Patent Davaları Anlaşmasının bir sürümünün yıl sonu itibariyle görüşülmesini bekliyorlar ve yeni haliyle parlamento üzerinden gitmeyeceğini tahmin ediyorlar, dolayısıyla bizim için onunla savaşmak çok daha zor olacaktır.
Ama Avrupalıların şimdiye kazandıkları noktada, Amerikalılar henüz bir denemede bile bulunmadılar. Yakında bunun değişmesini bekleyebilirsiniz. Gerekli bir taktik yazılım patentleme mevzusunu ilaç firmalarının arzuladığı patentleme sisteminden ayırmak olmalı. İlaç firmaları kelimenin gerçek anlamında satın alabilecekleri en iyi hükümete sahipler. Onları bu tartışmanın içinde istemiyoruz.
Dolayısıyla, görebileceğiniz üzere, gelecek Açık Kaynak açısından çeşitli mücadeleler içeriyor. Açık Kaynağın Sıfırıncı On Yılında bu kadar büyüyeceğimizi asla tahmin edemezdik. Ama çok daha büyük görevleri göze alabileceğimiz çok büyük bir güç oluşturduk. Tam Birinci On Yıla girerken, bize katılın.
-Bruce Perens

